top of page

SUPRA* Pavilyon: Doğa ve Kent Arasında Bir Eşik

  • 19 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Doğa ile kent arasındaki gerilim, özellikle Antroposen tartışmalarıyla birlikte son yılların en güçlü başlıklarından biri haline geldi. Kentler hızla büyürken, doğanın döngüsel ritmi yoğun yapılaşmış alanlarda giderek daha az görünür oluyor. Bu durum, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi dönüştürüyor; görmek üzerinden anlamayı zorlaştırıyor.


© Orak Göktaş
© Orak Göktaş
SO?’nun Daegu’da tasarladığı SUPRA Pavyonu, tam da bu sorunun ortasında konumlanıyor.

İstanbul’dan Seul ve Suseong’a gelen tasarım ekibi, Kore kentlerinde dağların, nehirlerin ve rüzgârın hâlâ hissedilebilir olduğunu gözlemliyor. Teknoloji ön planda olsa da doğa tamamen silinmiş değil. Proje alanı da bu ikiliği açıkça ortaya koyuyor: yüksek yoğunluklu yapılaşma ve otoyolların sesi, nilüferlerle kaplı sakin bir göl manzarasıyla yan yana duruyor. Gürültü ile dinginlik, hız ile yavaşlık, farklı zaman deneyimleri aynı mekânda kesişiyor.


Kamusal alanda mahremiyet mümkün mü?


Bu gözlemlerden yola çıkan SUPRA, oldukça sade bir öneri getiriyor: iki kaya üzerine oturan bir saçak. Ahşap ve metal malzemelerle kurulan yapı, Kore mimarlık geleneğindeki doğal malzemelerin birlikte kullanımına da referans veriyor. Taş ile ahşabın bir aradalığı, doğadaki karşılaşmalarını mimari bir dile dönüştürüyor.


Pavyon, kamusal alan içinde küçük bir “kentsel iç mekân” yaratıyor. Tamamen kapalı değil; bakım gerektiren, yüksek maliyetli bir hacim de değil. Kullanıcıya kısa bir süreliğine mahremiyet hissi sunuyor.


SO? burada şu soruyu soruyor:

Bu doğa–kent ikiliği içinde insan, kendine ait bir anı nasıl bulabilir?

Yağmur, gökyüzü ve görünür kılınan su


SUPRA, adını “infra”nın karşıtı olarak “yukarıda olan” anlamına gelen bir kavramdan alıyor. Kentsel altyapı genellikle yeraltında gizlenirken, SUPRA doğrudan gökyüzüne ve elementlere yöneliyor.


Yağmur yağdığında suyun havadan toprağa inişi saçak boyunca görünür hale geliyor. Su oluklardan akarken izlenebiliyor; doğanın hareketi mimarinin bir parçası oluyor. Yağmur olmadığında ise yapı, Marshall Berman’ın tarif ettiği “privately public” hâli mümkün kılıyor: İnsanların birlikte ama kalabalık hissi olmadan bulunabildiği bir kamusal durum.


Bienal ve ilişkisel alan


SUPRA, 2024 Suseong Uluslararası Bienali için tasarlanmış kalıcı bir yerleştirme. Bienalin küratörlüğünü, mimarlık ve peyzaj alanında sanatsal direktörler olarak seçilen Choon Choi (Seoul National University) ve Kim Youngmin (University of Seoul) üstlendi. Bienalin ana teması ise “Relational Field” — yani ilişkisel alan.


SUPRA da bu kavramı somutlaştırıyor: Doğa ile kent, birey ile kalabalık, gürültü ile sessizlik arasında kurulan ince bir eşik.


ArchDaily 2026 “Building of the Year” Ödülü


SUPRA, ArchDaily’nin dünya genelindeki okuyucu oylarıyla belirlenen 2026 Yılın Binası Ödüllerinde “Small Scale & Installations” kategorisinde kazanan projeler arasında yer aldı. 100’den fazla ülkeden 120 bini aşkın oyun kullanıldığı organizasyonda seçilen SUPRA, küçük ölçekli mimari müdahalelerin kamusal alandaki etkisini bir kez daha görünür kıldı.


© Orak Göktaş
© Orak Göktaş

Proje Künyesi


Proje: SUPRA pavilion

Mimar: SO? | @so_istanbul

Konum: Suseong-gu, Daegu, South Korea

Tasarım Ekibi: Sevince Bayrak, Oral Göktaş, Aysima Akın, Mete Bezek, Asu Pala, Yichi Zhang

Program: Suseong International Biennale 2024

Fotoğraf: Oral Göktaş



Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page