The Empty Pavilion: Boşlukla Kurulan Geçici Bir Diyalog
- Doğukan Güngör
- 22 saat önce
- 2 dakikada okunur
The Empty Pavilion, Detroit’in boşalmış kentsel dokusuna bakmak için sakin ama güçlü bir öneri sunuyor. Proje, mimarlığın şehirde hâlâ var olan ama çoğu zaman görünmeyen bir kamusallığı nasıl harekete geçirebileceğini sorguluyor. Çıkış noktası ise oldukça basit: Detroit’te fazlasıyla bulunan bir şey var, o da boşluk.

The Empty Pavilion, boş bir alana minimum miktarda malzeme yerleştirerek o alanı okunur hale getirmeyi amaçlıyor. Uzaktan bakıldığında yapı, izleyiciyi küçük bir görsel oyuna davet ediyor. Belli açılardan bakıldığında, hafızaya tanıdık gelen mimari parçalar kısa anlar için beliriyor; bir evin çatı çizgisi, bir baca, dar bir koridor ya da bir merdiven gibi. Ancak bu imgeler hiçbir zaman tam olarak netleşmiyor ve izleyiciyi kendi çağrışımlarıyla mekânı tamamlamaya bırakıyor.
Pavyona yaklaştıkça deneyim değişiyor. Bu kez mimarlık yalnızca bakılan değil, dokunulan ve kullanılan bir şeye dönüşüyor. Oturmak, uzanmak ya da tırmanmak için ipuçları veren elemanlar, yapıyı bedensel bir deneyime açıyor. Çelik borular, köpük ve kauçukla üretilmiş yapı elemanları ilk bakışta sert görünse de temas edildiğinde şaşırtıcı derecede yumuşak. Bu beklenmedik his, ziyaretçiyi pavyonla fiziksel bir ilişki kurmaya davet ediyor.
Projenin yerle kurduğu ilişki de en az yapının kendisi kadar önemli. Pavyon, bir zamanlar konutlarla dolu olan ancak bugün boş bir araziye dönüşmüş bir alanda yer alıyor. Yapı, burada eskiden var olan bir evin hacmini belirsiz bir şekilde tarif ediyor. Zemin üzerindeki çakıl düzenlemesi, yok olmuş evin gölgesini hatırlatırken, pavyonun kendi gölgesi boyayla işaretleniyor. Böylece geçmişle bugün, üst üste binen izler üzerinden okunabilir hale geliyor.
Pavyonun içinden bakıldığında ise kent yeniden çerçeveleniyor. Yapının altından ve içinden geçen bir geçit, bakışı Detroit’in en güçlü simgelerinden biri olan Michigan Central Railroad Station’ın terk edilmiş kabuğuna yönlendiriyor. Ters yönde bakıldığında ise General Motors’un merkezi olan Renaissance Center kadraja giriyor. Bu yönlendirilmiş bakışlar, pavyonu yalnızca bir yapı değil, kenti yeniden görmeye yardımcı olan bir araç haline getiriyor.
Bir yıl boyunca yerinde kalması planlanan The Empty Pavilion, bu süre boyunca fotoğraf ve video ile belgeleniyor. Amaç yalnızca yapıyı değil, etrafında gelişen kamusal etkileşimi de gözlemlemek. Projenin ne ölçüde karşılık bulduğu, nerelerde başarısız olduğu ya da nasıl dönüştüğü, bu sürecin doğal bir parçası olarak ele alınıyor.
Proje Künyesi
Proje Adı: The Empty Pavilion
Yıl: 2016
Yer: Detroit, ABD
Tasarım: McLain Clutter (University of Michigan Taubman College of Architecture), Kyle Reynolds (University of Wisconsin–Milwaukee School of Architecture and Urban Planning)
Fotoğraflar: © Sasha Topolnytska






Yorumlar