The Clock House No.2: İmparatorluk Saatlerinden Kamusal Mimariye
- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur

Pekin merkezli Drawing Architecture Studio, Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenen 7. Shenzhen Bay Public Art Season kapsamında dikkat çekici bir yerleştirmeye imza attı. 19 Nisan 2026’ya kadar görülebilecek olan The Clock House No.2, tarihsel otomaton saatleri yeniden yorumlayarak mimari bir yapıya dönüştürüyor.
Geçmişte imparatorlara hediye edilen otomatik saatler, teknik ustalık, hassas mekanik ve pahalı zanaatkârlıkla özdeşleşiyordu. The Clock House No.2 ise bu geleneği ters yüz ediyor. Yapı, düşük maliyetli endüstriyel bileşenlerden oluşuyor ve her 15 dakikada bir hem çalıyor hem de ışık saçıyor.
Düşük maliyetli malzemelerle kurulan bir mimari
Yapı, oluklu PVC paneller, havalandırma fanları, paratonerler, rüzgârla dönen kuş kovucular, plastik yalıtım sabitleyicileri ve LED şeritlerden oluşuyor. Hepsi seri üretim, çevrimiçi temin edilebilen, ekonomik malzemeler.
Mimarlar, oluklu panelleri kesip yeniden birleştirerek malzemenin kendi dokusunu ve ritmini görünür kılıyor. Havalandırma fanları saat kadranının yerini işaret ederken, paratonerler ve kuş kovucular süsleme gibi davranıyor. LED şeritler ise cephedeki boşluklardan parlayarak yapının iç ritmini dışarı taşıyor.
Burada pahalı zanaat yerine, gündelik ve sıradan olanın potansiyeli öne çıkıyor.
Saat, kültürel bir alışveriş nesnesi olarak
Otomaton saatler, Ming ve Qing hanedanlıkları döneminde Batılı misyonerler aracılığıyla Çin’e ulaştı. “Zì Míng Zhōng” yani “kendi kendine çalan saat” olarak bilinen bu mekanik aygıtlar, önce diplomatik hediyeler olarak imparatorluk sarayına girdi, ardından gündelik yaşama yayıldı.
Guangdong bölgesi – tarihsel adıyla Kanton – Qing döneminde önemli bir deniz ticareti kapısıydı. Avrupa’dan gelen saatler bu rotalar üzerinden Çin’e ulaştı. Drawing Architecture Studio, projeyi tam da bu kesişim noktasına yerleştiriyor: mekanik zaman, mimarlık ve ticaret tarihi.
Nesneden yapıya: Ölçeklerin yer değiştirmesi
Proje, Aldo Rossi’nin mimarlık ve gündelik nesneler üzerine düşüncelerine de gönderme yapıyor. Rossi’ye göre sıradan eşyalar, tekrar eden kullanım sayesinde “hafıza formları” biriktirir. Ev içindeki nesne ile mimari yapı arasındaki sınır sandığımız kadar kesin değildir.
The Clock House No.2 bu fikri büyüterek saat nesnesini bir yapıya, yapıyı ise bir saate dönüştürüyor. Şömine üstü saat siluetini korurken, onu yaşanabilir ölçekte genişletiyor. Böylece mobilya ile cephe, obje ile bina arasındaki ölçek farkı bulanıklaşıyor.
Ritüel zamanın çağdaş yorumu
Yapının içinde karmaşık bir mekanik sistem yok. Ancak her 15 dakikada bir otomatik müzikli çan sesi devreye giriyor ve LED ışıklar yapıyı farklı renklerle aydınlatıyor. Geleneksel otomaton saatlerin törensel niteliği, burada elektriksel bir ritme dönüşüyor.
Bu sembolik tersine dönüş, imparatorluk zanaatkârlığını çağdaş endüstriyel standartlaşmayla karşı karşıya getiriyor. Proje, üretim biçimlerinin ve tüketim kültürünün mimari formu, estetik tercihleri ve malzeme anlayışını nasıl şekillendirdiğini sorguluyor.
Drawing Architecture Studio, düşük maliyetli mimarlığı; hafıza, süsleme ve zaman kavramlarını bugünün koşullarında yeniden düşünmek için bir araç olarak öneriyor.
Proje Künyesi
Proje: The Clock House No.2
Mimarlar: Drawing Architecture Studio | @drawingarchitecturestudio
Konum: Shenzhen, Guangdong Province, China
Tasarım Ekibi: Li Han, Hu Yan, Zhang Xintong
Fotoğraf: Shangqi Art | @shangqiart












Yorumlar