Global Design Forum İstanbul’un Kamusal Yerleştirmeleri: Geçiciliğe Övgü
- 3 gün önce
- 4 dakikada okunur
13-16 Mayıs tarihlerinde gerçekleşen Global Design Forum İstanbul, tasarım, mimarlık ve kültür alanlarından farklı sesleri İstanbul’da bir araya getirdi. Konuşmaların, panellerin ve şehir geneline yayılan etkinliklerin yanı sıra, forumun en dikkat çekici bölümlerinden biri de kamusal alana yerleşen geçici mimari müdahalelerdi.
Londra Tasarım Festivali kapsamında uzun yıllardır düzenlenen Global Design Forum’un İstanbul edisyonunda, sanat yönetmenliğini Melek Zeynep Bulut’un üstlendiği Placemaking programı kapsamında yedi farklı yerleştirme hayata geçirildi. “Praise of Transience” (Geçiciliğe Övgü) başlığı altında bir araya gelen bu projeler, mimarlık ile beden, geçicilik ile kalıcılık ve insan ile mekân arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet etti.
Bu yerleştirmelerin ortak noktası, yapıyı zamana direnen bir nesne olarak görmek yerine, zamanla değişen, kullanıcıyla etkileşime giren ve deneyimle tamamlanan bir organizma olarak ele almalarıydı.
7 Haziran'a kadar gezilebilen bu yerleştirmelere yakından göz atalım.
Yakîn

Topkapı Sarayı yerleşkesinde konumlanan Yakîn, mekân kavramına fiziksel sınırların ötesinden bakmayı öneriyor. İslam düşüncesi ve tasavvuftan ilham alan yerleştirme, mekânın yalnızca duvarlar ve yapılarla tanımlanmadığını; insanın iç dünyasında da var olabileceğini sorguluyor.
Projenin merkezinde, insanın katmanlı ve sürekli dönüşen bir varlık olduğu fikri yer alıyor. Bu düşünce, mekânın ana elemanı olarak kullanılan ipek perdeler aracılığıyla görünür hâle geliyor. Hareketli ve yarı geçirgen katmanlar, ziyaretçileri şehrin değişken ritminden daha sakin ve bütüncül bir deneyime doğru yönlendiriyor.
Yerleştirmenin dış katmanlarında perdeler daha hafif ve hareketliyken, merkeze yaklaşıldıkça yoğunlaşıyor ve sakinleşiyor. Böylece ziyaretçinin mekândaki hareketi, fiziksel bir dolaşımın ötesine geçerek içe dönük bir yolculuğa dönüşüyor.
Yakîn, kamusal alanda geçici bir mimari müdahale olmasına rağmen, odağını fiziksel formdan çok deneyime ve farkındalığa yerleştiriyor. Mekânı bir nesne olarak sunmak yerine, ziyaretçinin kendi varlığı üzerinden yeniden tanımlamasına alan açıyor. Bu yönüyle, “Praise of Transience” teması altında yer alan diğer projeler gibi, mimarlığı yalnızca inşa edilmiş çevreyle değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişki üzerinden ele alıyor.
Proje Künyesi
Tasarım Ekibi: YAKIN Kolektif, Dr. Nil Aynalı, Furkan Türkyılmaz, Muhammed Arif Aksu
Katkı Verenler: Ahmet Selim Avsallı, Bennu Yorulmaz, Ceren Gül, Melda Köse, Melek Nur Öztürk, Mustafa Burak Yırıkoğulları
Konum: Topkapı Sarayı
Oblique Land

Boğaz’a bakan Kabataş Lisesi yerleşkesinde konumlanan Oblique Land, zemini yalnızca üzerinde yürüdüğümüz pasif bir yüzey olarak değil, deneyimi şekillendiren aktif bir mimari eleman olarak ele alıyor. Alper Derinboğaz ve Salon Architects tarafından tasarlanan yerleştirme, merdiven ile platform arasında kalan eğimli bir yüzey önererek ziyaretçilerin mekânla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlıyor.
Yapının en dikkat çekici tarafı, kullanıcıyı alışılmış hareket biçimlerinin dışına çıkarması. Eğik yüzey üzerinde yürümek, oturmak ya da durmak; bedenin sürekli olarak denge kurmasını gerektiriyor. Böylece ziyaretçi yalnızca manzaraya bakan biri olmaktan çıkıyor, bulunduğu mekânın fiziksel koşullarını doğrudan deneyimliyor.
Yerleştirme aynı zamanda İstanbul’un topografyasına da referans veriyor. Boğaz’a hâkim yamaçlar ve kentin eğimli arazi yapısı, bu yapıda soyut bir mekânsal deneyime dönüşüyor. Zemin yükselip alçalırken, ziyaretçilerin hem kente hem de çevredeki peyzaja farklı açılardan bakmasına olanak tanıyor.
Oblique Land yalnızca bir gözlem noktası değil; aynı zamanda oturmak, buluşmak, vakit geçirmek ve manzarayı deneyimlemek için kullanılabilen esnek bir kamusal alan olarak çalışıyor. Bu yönüyle proje, insan, kent ve peyzaj arasındaki ilişkiyi yeniden kuran geçici bir müdahale niteliği taşıyor.
Proje Künyesi
Tasarımcı: Alper Derinboğaz & Salon Architects
Ekip: Rumeysa Karacuha, Ece Akbay, Selen Tüzün, Belinay Parmak
Konum: Kabataş Lisesi, İstanbul Boğazı
Wall / Tribune / Gate

Sultanahmet Meydanı’nda, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin giriş aksı üzerinde konumlanan Wall / Tribune / Gate, İstanbul’un çok katmanlı tarihini günümüz kamusal yaşamıyla buluşturan geçici bir yerleştirme olarak tasarlandı. Ali Derya Dostoğlu ve Uğur Özer imzalı proje, bulunduğu yerin tarihsel hafızasından beslenerek, mimarlığın geçmişle ilişki kurmak için nasıl bir araç olabileceğini araştırıyor.
Yerleştirmenin çıkış noktası, Roma ve Bizans dönemlerinde kentin en önemli kamusal alanlarından biri olan Hipodrom. Tasarım özellikle Hipodrom’un bugün büyük ölçüde yer altında kalan tribün bölümlerine (sphendone) referans veriyor. Yapının oranları ve kurgusu, bölgeye ait arkeolojik verilerden hareketle şekillendirilmiş. Böylece proje, tarihsel bağlamı yalnızca bir ilham kaynağı olarak kullanmak yerine, doğrudan tasarımın bir parçası hâline getiriyor.
Yerleştirme, ziyaretçileri zeminden hafifçe yükselterek çevredeki mimariyi farklı bir açıdan deneyimlemeye davet ediyor. Özellikle İbrahim Paşa Sarayı’nın cephesi ve Sultanahmet çevresindeki tarihi yapıların algısı, bu yeni bakış noktası sayesinde değişiyor. Bu basit müdahale, bir zamanlar Hipodrom’un sahip olduğu ölçeği ve kamusal karakteri yeniden hissettirmeyi amaçlıyor.
Yapının merkezinde yer alan boşluk ise hem görsel hem de mekânsal bir eşik oluşturuyor. Müzenin çıkış aksıyla hizalanan bu açıklık, antik arenaların giriş ve çıkışlarını çağrıştırırken, aynı zamanda ziyaretçilerin hareketini çerçeveleyen bir geçit görevi görüyor. Bu nedenle proje; duvar, tribün ve kapı kavramlarını aynı strüktürde bir araya getiriyor.
Wall / Tribune / Gate, hafif ve geçici bir yapı olmasına rağmen güçlü bir kentsel okuma sunuyor. Oturmak, buluşmak ve çevreyi gözlemlemek için bir alan yaratırken, İstanbul’un çoğu zaman fark edilmeyen tarihsel katmanlarını da görünür kılıyor.
Proje Künyesi
Tasarımcılar: Ali Derya Dostoğlu & Uğur Özer
Ekip: Berrin Sezer, Samet Şahin, Uğur Sağlam, Mithat Bora Bulut, Tayfur Somer Tasarım Atölyesi
Statik Danışmanlık: Statik Danışmanlık
Konum: Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Sultanahmet Meydanı, İstanbul
Pavilion of the Moment

Topkapı Sarayı yerleşkesinde konumlanan Pavilion of the Moment, mimarlığın kalıcılık fikrini sorgulayan ve geçiciliği tasarımın merkezine yerleştiren bir kamusal yerleştirme. Waugh Thistleton Architects’in, National Wood Association, TORID ve People Places Ideas iş birliğiyle tasarladığı proje, ahşabı yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, aynı zamanda zamana, ritme ve dönüşüme dair bir araç olarak ele alıyor.
Pavyon, ince kesitli Türk karaçamı (Pinus Nigra) elemanlarının ritmik tekrarıyla oluşturuluyor. Bu tekrarlar, geleneksel desenlerdeki geçicilik ve süreklilik ilişkisini çağrıştırırken, ziyaretçiyi sürekli değişen ışık ve gölge deneyimleriyle karşılıyor. Yapının geometrisi ise hemen yakınındaki Ayasofya-i Kebir değil, daha mütevazı ama son derece güçlü bir referans olan Aya İrini Kilisesinden ilham alıyor. Küp ve küre arasındaki geometrik ilişki soyutlanarak, içe dönük ve sakin bir mekân kurgusuna dönüştürülüyor.
Çevresindeki anıtsal yapıların aksine Pavilion of the Moment, kalıcı bir iz bırakmaya çalışmıyor. Hafif, sökülebilir ve yeniden kurulabilir yapısıyla, mimarlığın geçici de olabileceğini hatırlatıyor. Bu yönüyle proje, “Praise of Transience” temasının en doğrudan yorumlarından biri olarak öne çıkıyor.
Aynı zamanda pavyon, günümüz mimarlığında sürdürülebilir malzemelerin rolüne de dikkat çekiyor. Dünyanın önde gelen ahşap yapı ofislerinden biri olan Waugh Thistleton Architects tarafından tasarlanan yapı, yenilenebilir ve düşük karbon ayak izine sahip ahşabın geleceğin mimarlığında üstlenebileceği role işaret ediyor. Böylece pavyon yalnızca bir mekân deneyimi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda daha sürdürülebilir yapı üretim biçimlerine dair bir öneri de ortaya koyuyor.
Proje Künyesi
Tasarım: Waugh Thistleton Architects
İş Birliği: National Wood Association, TORID, People Places Ideas
Konum: Topkapı Sarayı Yerleşkesi, İstanbul
